Uykuna Geri Dönme

rumi-001

Şafağın sana söyleyecek sırları var, uykuya geri dönme.
Gerçekten istediğin şeyi sormalısın, uykuya geri dönme.
İki dünyanın birbirine dokunduğu kapının eşiğinden insanlar girip çıkıyor,
Kapı dönüyor ve açılıyor, sakın uykuya geri dönme.

– Mevlânâ Celaleddin-i Rûmî

“Dün gece harika bir rüya gördüm” diyerek başladığınız sabahlarınız oldu mu? Ne kadar mutlu uyanırız o sabahlara. Hatta alarmın sesini kapatıp bir beş dakika daha uyumak, aynı rüyaya devam etmek isteriz. Bunun işe/okula/hayata geç kalmak riski taşıdığını bile bile.

Dördüncü Yol öğretisi insan için mümkün olabilen dört şuur halinden bahseder. Bunlardan en aşağı iki halin ilki uyku halidir. Normal bir yetişkin için günde 8 saat olarak önerilen yani yaşamımızın üçte birini kapsayan, bilinç düzeyinin sıfıra yakın olduğu ve sadece yaşam fonksiyonlarının sürdürüldüğü fiziksel uykudur.

İkincisi hayatımızın kalan üçte ikisini geçirdiğimiz, yediğimiz, içtiğimiz, yürüdüğümüz, çalıştığımız, aşktan  ve politikadan bahsettiğimiz, savaşların olduğu, insanların birbirini öldürebildiği “açık şuur” denilen uyanıklık halidir. Yani farkında bile olmadan hayatımızın tümünü mekanik bir şekilde geçirdiğimiz durumdur.

Geçen sene kış aylarında aldığım kilolardan artık çok rahatsız olmaya başlamıştım. Bir kaç haftayı Pazartesi başlamak üzere ertelediğim sağlıklı yaşam ve diyet üzerine iyi niyetlerle geçirdikten sonra kuzenimle bir telefon görüşmesi yaptım.  Tesadüfen o da aynı düşüncelerdeydi ve birlikte bu konuyu uzun uzun konuşup ertesi gün başlamak üzere ciddi bir karar verdik.  Yaklaşık beş ay boyunca bu kararı verdiğimiz andaki bilinçli halimizi hiç kaybetmedik. O İstanbul’da, ben İzmir’de yaşadığımız halde internet üzerinden birbirimizi takip edip uyardık. Her gün üç ana-üç ara öğün olmak üzere altı öğün beslendik ve ne yiyip içtiğimizi yazdık. Ve Mevlana’nın yukardaki sözü bizim mottomuz oldu: Uykuya Geri Dönme. Her sabah birbirimize tartı üzerindeki sonuçlarımızın resmini çekip yolladık, uykuya geri dönmemek için alarm kurmak gibiydi.  Beş ayın sonunda o 11 kilo, ben 18 kilo vermiştik.

Bu her ikimize de çok iyi geldi. Daha vermek istediğimiz bir kaç kilo daha vardı evet ama yaz gelmişti, tatil zamanıydı. Ve olan oldu…

Yediklerimin üzerindeki eski dikkatimi yitirdim. Uzun bir tatile çıktım, döndükten sonra misafirlerim geldi vs.vs. Sevdiğim insanlarla beraberdim,  güzelce yedik, içtik eğlendik. Temmuz ayında bir firmanın danışmanlık projesi için anlaşma yaptım, çalışma hayatının rutinine ve başarma gayretine de kapılınca…

Ben uykuma geri döndüm. Kuzenimim tüm uyarılarına rağmen, iş temposunun da yoğunluğunu bahane ederek o beş ay boyunca sürekli içinde bulunmayı başardığım farkındalık düzeyine erişemedim. İpin ucu tamamen kaçtı. Ve sonuç: bu senenin başında tam 15 kiloyu tekrar almıştım.

Kuzenim de tatil zamanında eski bilincini bir süre askıya aldığını, ama uykusuna geri dönmediğini, sadece şekerleme yaptığını söyledi. Hala devam ediyor. En son konuştuğumda 23 kilo verdiğini, son birkaç kilo için devam ettiğini, tekrar uykuya dönmeyeceğini söyledi.

Dördüncü Yol’da bahsedilen Üçüncü şuur hali kişinin öncelikle kendisiyle ve tüm yaşadıklarıyla ilgili yüksek farkındalık içinde bulunduğu, olumlu veya olumsuz diye yargılamadan, kendi kendini hatırladığı sübjektif şuur veya varlık şuuru denen durumdur. Dördüncü şuur ise, sübjektif şuurdan sonra gelişen ve insanın nesneleri ve çevresinde tüm olup biten herşeyi, olduğu gibi, tarafsız şekilde görebildiği, çoğu dinlerde “aydınlanma” olarak bahsedilen  objektif (nesnel) şuur halidir.

İnsanın uykuda olduğu fikrinde yeni birşey yoktur. Aşağı yukarı dünyanın yaratılışından beri bütün dinler insanlara uykuda oldukları ve uyanmaları gerektiğini söyler. Genel olarak ele alırsak, uyuyan bir insanı uyandırmak için iyi bir şok ve onu uyanık tutmak için de hatırlatıcı alarmlar gereklidir. Fakat bir kimse derin uykuda ise tek bir şok yeterli değildir.

Korku dolu bir kabusun içinde olduğunuzu düşünün. Herşey gerçek gibidir öyle değil mi? Hatta fiziksel bedenimiz buna uygun tepkiler verir, nefes alışımız hızlanır, ter içinde kalmış buluruz kendimizi uyanınca (uyanabildiğimizde). Yani uyumaya devam ettiğimiz sürece uykuda olduğumuzu bilmeyiz.

Ya uyanık olduğumuzu zannettiğimiz tüm o ikinci şuur durumunda yaşadığımız kabuslar, aslında derin bir uyku hali ise? O kabusu yaşarken uyanabilmenin bizim elimizde olması mümkün olsaydı nasıl olurdu? Mevlana’nın bahsettiği kapı eşiği burası mı acaba?

Gurdjieff’in ilk öğrencilerinden biri olan P.D. Ouspensky;  “Bu pek nadiren gerçekleşir. Çoğu kez, insan, henüz daha çocukken uyanma imkanını kaybeder; bütün hayatını uykuda geçirir ve uykuda ölür” diye açıklıyor Dördüncü Yol’un ne olduğunu ve bahsedilen uyanmanın yöntemlerini anlattığı “İnsanın Gerçeği Kendini Bilmek” isimli kitabında.

Ben şu anda sadece beni rahatsız eden kilolarım konusunda değil, hayatımın her yönüyle ilgili daha fazla farkındalıkla yaşamak için bir üst seviyedeki şuur halini kazanmaya gayret ediyorum. Bu arada 6 kilo verdim.

Yola devam…

Sevgiyle ilerleyin…

Gülay GÜRKAN
Bireysel ve Kurumsal Danışman
gulay@gulaygurkan.com

Yazılarımı ve diğer paylaşımlarımı sosyal medya hesaplarımdan takip edebilirsiniz.

E-posta ile abone ol

Abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Bir Cevap Yazın

search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close