Rakip Ruhu mu Ekip Ruhu mu?

Son zamanlarda iş dünyasında en sık duyulan şikayetlerden biri “Takım Ruhu”nun eksik olması. Yüksek rekabet ortamında, zorlayıcı hedefler verilerek başarılı iş çıkartması beklenen ekiplerde Rakip Olma Duygusu ile Takım Olma Duygusu arasındaki dengeyi tutturmak oldukça zor. Nihayetinde ortak bir başarı için, yani firmanın ana hedeflerinin tutturulması için çalışılıyor olsa da bireyselleştirilen hedefler takımların bütünlük ruhunu ister istemez bozuyor. Özel hayatında birlikte zaman geçirse belki de çok iyi anlaşıp dost olabilecek iki iş arkadaşı, birbirlerini sadece rakip olarak görüyor. Hedeflerin zorlayıcılığı arttıkça birbirinin müşterisini çalma, diğerinin satış kanalına girme gibi bazen iş ahlakından ödün verici tavırlar bile sergilenebiliyor. Bu arada başarılması gereken ana hedef hep gözden kaçırılıyor.

Firmalar son zamanlarda kurumsal eğitimlere oldukça önem vermeye başladı. En gözde eğitim başlıklarından birisi de Takım Ruhu.  Ciddi bütçelerin ayırıldığı, aynı zamanda da çalışanların sahada satış yapacağı iş saatleri kullanıldığı için ekstra maliyetlere bile sebep olan bu eğitimlerin verimliliği de tartışma konusu. Çoğu zaman bir seminer salonunda izlenen  slaytlarla anlatılan konular uygulamaya geçirilmekte başarılı olmuyor. Yaşayarak öğrenme deneyimine dönüştürülmediği sürece alınan eğitimler en iyi ihtimalle çalışanların genel kültürünü arttırıyor.  Belki eğitim salonunda yapılan bir kaç aktivite kişileri anlık biraraya getiriyor ancak maalesef salonun dışına çıkıldığında Rakip Olma Ruhu, Takım Olma Ruhu’na galip geliyor.

Takım elbiselerden kurtulup, kartvizitlerin bir kenara bırakılacağı, ast-üst ilişkisinin değil, insan ve arkadaş olma ilişkisinin ön plana çıkartılacağı, herkesin egolarını bir kenara bırakıp ortak bir mücadele için biraraya geleceği ortamlarda tek bir ortak hedef için sergilenecek ortak çaba, çalışanları takım ruhuna ulaştırmakta şüphesiz daha başarılı olacaktır. Son zamanlarda gittikçe daha çok ilgi çekmeye başlayan outdoor etkinlikler bu ihtiyacı biraz olsun karşılıyor olmakla birlikte yine de gerçek hayattan tam bir kopma sağlanamadığı için insanlar her molada cep telefonlarına sarılıp gelen e-postalarını veya borsa haberlerini  incelerken kendi bireysel dünyalarına geri dönüyorlar.  Ve birkaç saatliğine unuttukları o Rakip Olma Ruhu yeniden sahneye çıkıyor.

Çalışanlara tek ortak hedef için mücadele etme ruhunu sürekli diri tutacak, gerçek yaşamdan yalıtılmış bir ortamda bu eğitimleri verebilsek çok daha başarılı olmaz mıydı, ne dersiniz?

Bu konudaki fikir ve yorumlarınızı benimle paylaşırsanız çok sevinirim. Mail adresimi yazının altında bulabilirsiniz.

Hepinize rekabet dolu bu yaşamda kendiniz olmaktan uzaklaşmadığınız, keyif almayı unutmadan çalıştığınız  güzel günler dilerim.

Sevgiyle ilerleyin…

Gülay GÜRKAN
Bireysel ve Kurumsal Danışman
gulay@gulaygurkan.com

Yazılarımı ve diğer paylaşımlarımı sosyal medya hesaplarımdan takip edebilirsiniz.

E-posta ile abone ol

Abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Bir Cevap Yazın

search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close