İyi Günde Kötü Gündeki Tek Sevgili

14 Şubat sizin için ne ifade ediyor? Ben biraz oyuna geldiğimizi düşünüyorum. Evet sevgiyi, sevgiliyi hatırlamak için güzel bir vesile. Ama 364 gün unutuyorsam, 14 Şubat’ta bir günlüğüne hatırladım diye iyi sevgili mi oluyorum yani? Aynı şey partnerim için de geçerli. Kendimizi ve birbirimizi kandırabilmemiz için, daha da önemlisi bizi alışverişe ikna etmek için programlanmış bir gün bence. Hele de benim gibi işiniz dolayısıyla şehri merkezinde bulunmak durumundaysanız her yerde bir 14 Şubat coşkusu görmenin alışveriş arzusunu ayartmasına izin vermemeye çalışarak geçiyor olabilir bugününüz.

Ben bugün size başka bir sevgiliyi hatırlatmak istiyorum. Sık sık unuttuğumuz, yok saydığımız, hatta bazen acımasızca eleştirdiğimiz halde tüm sadakatiyle bizden  ayrılmayan o sevgili: Kendimiz

Bu yolculukta benim en çok önemsediğim yol arkadaşım o. İyi günde, kötü günde, hastalıkta sağlıkta…. Nereye gitsem, ne yapsam o benimle.

Kendinizi, özünüzü, yani içinizdeki çocuğu hatırlatmak istiyorum bugün. Önce o çocuğu hatırlayalım mı? Çocukluğunuz nasıl geçmiş olursa olsun, kolay ya da zor, eğer bugün hala hayattaysanız demek ki o çocuk bunu başarmış, sizi hayatta tutabilmiş. Pas hakkını kullanabilir, bu hayata veda edebilirdi. Hırpalanmış, yara almış olsa bile tam da bu sayede, erken yaşta edindiği bu deneyimlere karşı geliştirdiği mücadele yöntemlerinin verdiği güçle bizi ayakta tutan o. Bu yüzden kocaman bir aferini, sevgiyle kucaklanmayı hak ediyor öyle değil mi?

Psikosoybilim eğitimleri sırasında yaşadığım, beni çok etkileyen bir deneyimi anlatmak istiyorum.

Çocukluğumuzda bizi çok etkilemiş olan olayları analiz ettiğimizde bölümde, hüngür hüngür ağlayarak çocukluğumun ve hatta belki de hayatımın dönüm noktası olan annemi kaybettiğim günü anlatıyordum.

Anlattığım çocuk şaşkındı. Ne olduğunu, ortalıktaki koşuşturmanın sebebini anlamaya çalışıyordu. Babasını gözlemliyor, onun hüznünü görüyordu ama baskın duygusu sadece şaşkınlıktı. Çünkü o çocuk sadece o anı yaşıyordu. O andan sonra annesinin olmadığı bir hayatta onu nelerin beklediği ile ilgili endişeler üretebilecek donanıma (iyiki de) henüz sahip değildi.

Ben o günlerin hatıralarına dalmışken, henüz daha anlatacaklarımı bitirmeden eğitmenimiz bugüne dönmemi ve neden ağladığımı bulmamı istedi. Anlattığım çocuk ağlamıyordu, sadece şaşkındı. Hatta aynı gün bir süre sonra arkadaşları gelmişti ve onlarla oynadığı oyunu anlatmıştım. Bu yaşımdaki yetişkin ben olarak anlattığım o çocuğun durumuna ağlıyordum. Ona yakıştırdığım “annesini küçük yaşta kaybetmiş çocuk” dramına ağlıyordum.

“Çocuklar leke tutmaz” demişti eğitmenimiz. Çocuklukta yani geçmişe hayıflanmanın veya gelecek için endişelenmenin henüz öğrenilmediği o yaşlarda ‘An’da yaşarız. O an bize neyi getirdiyse onu deneyimleriz, öncesi veya sonrası için hesap kitap yapacak donanımımız yoktur.  Ve anda yaşamanın baskın duygusu neşedir. Zaman zaman başka duygular yaşansa bile bunlar uzun sürmez, neşe haline geri dönülür. Bu yüzden çocuklar yaşadıkları olaylara etiket koymazlar. Yaşar ve geçerler. O etiketleri koyan yetişkinlerdir. Ayıp, günah gibi kavramlarla veya dramalarla etiketlenen çocukluk anlarımız yaşandığı zaman değil de daha sonradan bir yetişkinin iyi veya kötü kategorisine koymasıyla bir anlam kazanır.

Bu çalışma içimdeki çocukla, yani özümle, yani kendim diye tanımlayacağım varlığımla ilgili farklı bir bakış açısı kazanmamı sağladı. Bugün baktığımda o küçücük çocuk o günü de, ondan sonra yaşadıklarını da kahramanca göğüslemiş ve beni bugünlere getirmişti. O günden sonra özümü daha sık hatırlamaya, ona özenle yaklaşmaya ve teşekkür etmeye daha fazla özen göstermeye başladım.

Bu yazımı yayınlamadan önce okuyan sevgili arkadaşım Defne Bilgehan bu yazıya katkıda bulunmak istedi. Defne bize Sağlıklı Beslenme ve Kilo Kontrolü ile ilgili bir grup çalışması yaptırıyor. Uzun soluklu bir yolculuk olarak tanımladığı bu çalışmada kendimizle kurduğumuz ilişkiyi çok önemsiyor. Bu yazıyı hem kendisini takip edenlerle paylaşmak hem de buna “Kendimle / Özümle Buluşma Meditasyonu” eklemek istedi. İlginizi çekerse Defne’nin sayfasındaki bu meditasyon kaydına buradan ulaşabilirsiniz.

Sevgiyle ilerleyin…

Gülay GÜRKAN
Bireysel ve Kurumsal Danışman
gulay@gulaygurkan.com

Yazılarımı ve diğer paylaşımlarımı sosyal medya hesaplarımdan takip edebilirsiniz.

E-posta ile abone ol

Abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

1 thought on “İyi Günde Kötü Gündeki Tek Sevgili

Bir Cevap Yazın

search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close