Egosu Şişik Müdürle Başetmek -1

Görsel

Elinizde sihirli bir değnek olsaydı, amirinizin nasıl biri olmasını istediğinizi hayal etseydiniz ve pofffff, onu  istediğiniz insana dönüştürseydiniz. Ne güzel olurdu değil mi? Bir anda bütün sıkıntılarınız sona ererdi… Hadi bırakın hayal kurmayı, bunlar masallarda olur. Bu konuda gerçekçi  olmak durumundayız maalesef.

Önce şurada bi anlaşalım: bir başkasını değiştirmek diye birşey yok, çok zor hatta imkansız. Ama iyi haber, biraz manipüle edebilirsiniz. Bundan daha sonra bahsedeceğim. Değişmesi gereken bir durum varsa bunun yöntemi belli. Anahtar sizin elinizde. Değişecek olan sizsiniz. Bakış açınızı, davranışlarınızı, ani kararlarınızın yol açtığı tepkilerinizi. Var mısınız? Değilse hiç zahmet edip devamını okumayın bu yazının…

Devam etmeye karar verdiniz mi? Güzelll. Önce kısaca değişmenin dinamiğinden, neden zor olduğundan bahsetmek istiyorum. Değişmek neden zor?

Bilinçaltının görevi bizi korumaktır. Mesela elimizi sıcak bir şeye dokunduğumuzda hızla geri çekmemiz düşünerek yaptığımız birşey değildir. Zaman içinde biriktirdiği bilgilerle bilinçaltımız bizim reflekslerimizi kontrol eder. Orada mevcut bulunan kayıtlar biz farkında olmadan hızla ve otomatik olarak devreye girer: elimizi bir süre daha orada tutarsak canımız yanacaktır. Belki taa bebeklik dönemimizde elimizi ilk yaktığımız gün bu durum bilinçaltımıza kodlanmıştır, bu kodlarla artık bizi ömür boyu koruyacaktır. Bilinçaltı kodlarımızın bazıları yaşantımız içinde edindiğimiz tecrübelerle oluşmuştur, bazıları da genlerimizle bize aktarılmıştır.

Görevinin gereği olarak bilinçaltı bildiği gibi yaşamayı ister, riski sevmez.  Mevcut durumunun değişmesi bilinçaltında bilinmeye yolculuktur, bu da risk demektir.  En küçük farklılık bile onu rahatsız eder.  İşe önce bilinçaltınızı ikna etmekle başlamanızı öneririm. Alın karşınıza konuşun. “Bak arkadaşım, durum bu, ben bu adamla/kadınla (amirinizden bahsediyorum) başetmek istiyorum. Bunun için de seninle iş birliği yapmamız gerekiyor. Gel bana yardımcı ol, lütfen değişime direnme.”

Burada amaç kendi bilinçlilik durumunuzu başka bir deyişle farkındalığınızı arttırmaktır. Sadece zor patrona karşı değil, hayatta karşılaşacağınız her olaya karşı bilinçli bir farkındalıkla davrandığınız sürece bilinçaltınızın kontrolünüz dışındaki tanımlamalarıyla yani geçmişten gelen kodlarıyla değil, farkındalığınızın size kazandıracağı gerçek durumlarla yüzleşirsiniz. Aynı şekilde egonuzun kendini tanımladığı formların da farkında olacağınız için bu formlardan da bağımsız hareket etme imkanını elde edersiniz.

Görsel

John Kabat-Zinn’in deyişiyle özetleyecek olursak farkındalık; yargısız bir şekilde şimdiki ana odaklanabilmek amacıyla, dikkatinizi toplayabilmektir. Diyelim ki işyerinde gergin bir gün geçirdiniz, patronunuz söylediği ya da yaptığı birşeye sinirlendiniz. Sakinleşmek  ve kafanızı dinlemek için deniz kenarında güzel bir manzaraya karşı oturdunuz. Aklınız eğer hâlâ 1 saat önce yaşadığınız o olayda ise ne başınızın üstünden geçen martıların seslerini, ne de denizden gelen iyot kokusunu farkedebilirsiniz. Hani o hayalinizdeki gemi seyahati vardı ya, tam karşınızdan öyle bir seyahate doğru demir almış giden muhteşem bir gemi geçiyor olsa, onu bile görmezsiniz. Çünkü siz hâlâ 1 saat öncesinde, ofistesiniz. O 1 saat önceki zaman dilimini zihninizde tekrar tekrar yaşıyorsunuz. Bu arada mevcutta bulunduğunuz an siz farkında olmadan akıp geçiyor. Sakinleşmek ve kafa dinlemek için deniz kenarına gelmiştiniz değil mi? Bu güzel manzarayı, anda kalarak o güzelliği yaşamayı kaçırmadınız mı? Ne faydası oldu bunun size? Üstüne üstlük zihniniz aynı olayı tekrarlarken siz farkında bile olmadan bedeniniz aynı tepkileri yine verdi, yine sinirlendiniz. Allah vere de ülseriniz azmasa bu gece…

Farkındalık böyle birşeydir. Yaşadığınız her ana hakkını, değerini vermek, neye niyet ettiğinizin ve bilinçli bir şekilde ne yaptığınızın farkında olmak.  Evet belki alıştığımız bir şey değil, kolay olduğunu iddia etmiyorum. Ama kararlı bir şekilde deneyerek başarabilirsiniz. Önce size keyif verecek zamanlarda yaşadığınız anı farkedip sadece o anda olup bitene odaklanarak o anda kalmakla başlayabilirsiniz. Belki ilk başlarda dikkatiniz çabuk dağılır, eski alışkanlıklarla kendinizi geçmişte yaşadığınız birşey hatırlarken veya gelecek için güzel hayaller kurarken bulabilirsiniz. Önemli olan o anda kendinizi yakalayıp dikkatinizi tekrar bulunduğunuz ana geri getirmektir. Bir kez bunu deneyimlemeye başlayınca ne kadar keyif verdiğini göreceksiniz. Önceleri zorlansanız da kararlılıkla devam ederseniz zaman içinde anda kalma sürelerinizi arttırarak gerçekten ne yaşadığınızın farkında olmaya başlayabilirsiniz.

Ancak…Farkındalık aynı zamanda kendi hayatınızın sorumluluğunu almanızı gerektirir. Farkında olarak yaşadığınız hiç bir şey için kurban rolünü oynayamazsınız.  Bir sonraki yazımda bunu anlatmaya çalışacağım ve şu sizin patronla ilgili neler yapabiliriz ondan bahsedeceğim.

Sevgiyle ilerleyin…

Gülay GÜRKAN
Bireysel ve Kurumsal Danışman
gulay@gulaygurkan.com

Yazılarımı ve diğer paylaşımlarımı sosyal medya hesaplarımdan takip edebilirsiniz.

E-posta ile abone ol

Abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Bir Cevap Yazın

search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close